İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eskiye Özlem

Hep içimizde burukluktur geçmiş..
Eskiden böyle olurdu şöyle olurdu der, hüzünlü bir ana kapılıveririz zaman zaman.

Eski bayramlar, eski ramazanlar, eski evler, eski mahalleler..
Mümkün olsa bir ziyaret etsek o eski denilen zamanı, o günün gerçeği de yine eskiye olan özlem olacaktır.

Hani eskiye gitmiştik, güzel olacaktı.. Hep daha hep daha mı eski?

Çünkü insan asla şimdiki zamanın değerini bilemez, onu sorgular ve mutsuzluk çıkaracak bir durum icat eder.

Üzerinden muhakkak bir zaman geçmesi gerekir ki, bir kuş bakışı mesafesinden daha iyi kavrayabilsin olanı biteni..
Zamanının heyecanı ve telaşlı duyguları anın tadını çıkarma noktasında bizi hep eksik kılar.

Sonu olmayan kısır bir döngü olarak bakabiliriz buna..
İnsanların eskiye olan özlem tezini irdelersek, git gide kötüye giden olaylar silsilesi gibidir yaşadıkları..

Halbuki kötüye giden bir şey yoktur genel manada, her zamanın tadı ve meşrebi farklı lezzettedir.
Aslında bütün mesele, olan olup biten bitttikden sonra o anın değerlendirmesini sakin bir kafa ile yapabilmek ve hak ettiği değeri ona sunabilmektir içimizde.

Önemli olan yaşayamadıklarımız için değil! İyi ki yapmışım dediklerimizin sonucu güzel bir tat bırakabilmektir zihnimizde.

Bırakalım şimdi eskiye özlemi..

Anın tadını, anı kaçırmadan kazıyalım zihnimize ve olan neyse mutluluk ya da hüzün, dibini sıyıralım şu üç günlük hayatın gailesinde..

Mehmet N.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.